ONURSUZLAR !!!

Hasip Sarıgöz - Şubat 6, 2022 11:11 am A A
ONURSUZLAR yine sahnede!
Bu sefer de gözlerine, Samsun’daki ONUR ANITI’nı kestirdiler!
Aynı, Saddam’ın heykeline yapılanı yapacaklardı.
Bu yüzden, anıta halat bağlayıp araçla çekmeye çalıştılar.
Şimdiye kadar, bu tip ONURSUZLARI korumak ve onları cezadan kurtarmak isteyen art niyetli odaklar onlara; akıl hastası, meczup, deli, engelli ve cahil yakıştırması yaptılar.
Şimdi de bu ONURSUZLARA “sarhoştu” diyorlar.
Allah aşkına, eğer kanıbozuk, genibozuk ve ONURSUZ değilse; içki içen kaç vatan evladı, sarhoş olunca “- Hadi bir Atatürk anıtını yıkayım!” der?
Ne yazık ki, yapılan bu ONURSUZLUK ne ilkti ne de son olacak!
Biraz hafızamızı tazeleyelim:
Daha önce de Sakarya’daki Atatürk anıtını önce tiner döküp ateşe verdiler, ardından da baltayla saldırdılar!
Vatandaşa “Gavat” demesiyle ünlü Vali ortaya çıktı ve dedi ki; “Adam psikiyatrik açıdan rahatsız”, yani deli. (Ceza ehliyeti yok!)
Van’ın Başkale İlçesindeki Atatürk anıtına, aynı ONUR ANITI’na yaptıkları gibi, urgan bağlayarak devrilmek istediler. Anıt ciddi şekilde hasar gördü. Fakat bu ONURSUZLUĞU yapan akıl hastaları her nedense hala bulunamadı!
Bir başka ONURSUZ tarafından, Zeytinburnu’ndaki Atatürk Anıtının üzerine yağlı boya serpildi!
Anamur Devlet Hastanesi’nin bahçesindeki Atatürk büstünün kafası koparıldı! Yapan ONURSUZUN, akli dengesi yine yerinde değildi.
İstanbul Fatih’te, bir parka dikilen Atatürk anıtı yıkılarak tahrip edildi! Her yerinde kamera olan bu yerdeki anıtı yıkan ONURSUZLAR, her nedense belirlenemedi.
Başka bir ONURSUZ, Zonguldak’ta “Atatürk’e Çiçek Veren Kız Çocuğu” heykeline saldırdı! Küçük kızın Atatürk’e çiçek sunan ellerini kırdı!
İstanbul’daki bir parktan Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım’ın büstü kayboldu! Büstü kaybeden ONURSUZLAR da kayıplara karıştı!
Yalova’da Devlet Hastanesinin önündeki Atatürk anıtına, balyozla saldırıldı ve anıt tahrip edildi!
Anıta “Allahuekber” diyerek saldıran ONURSUZ için, “normal değil engelli” diye bir açıklama yapıldı…
Siverek’teki Atatürk anıtına orakla saldırdılar!
Bu ONURSUZ için de bir meczup denildi…
Oysa Malbora soyadlı bu sözde meczup, anıtın önünde polisimize ve askerimize nutuk atacak kadar akıllıydı.
Sonra Diyarbakır’ın “Şeyh Sait Meydanı”ndaki Atatürk anıtına çekiçle saldırı yapıldı!
Denildi ki, bu ONURSUZUN da akli dengesi yerinde değilmiş.
Hadi bunları yapan ONURSUZLAR cahil, deli, psikopat veya meczuplardı.
Peki, Rize’deki Atatürk anıtı kaldırılmadı mı?
Hem de ne için?
Yerine çay bardağı koymak için!
Halktan tepki gelince, Atatürk’ün yerine bir bardak oturtamadılar, fakat imdatlarına 15 Temmuz yetişti, yerine 15 Temmuz Şehitler Anıtı koymaya karar verdiler.
Sorarım size: Rize’dekine benzer bahanelerle başka Atatürk anıtları kaldırılmadı mı?
Sözde tarihçiler ve sahibinin sesi olan densizler “Atatürk heykelleri yıkılmalıdır”, “Anıtkabir kaldırılmalıdır”, “Anayasadan Türk çıkarılmalıdır” demediler mi?
Peki ya, Kobani Olayları’nda onlarca Atatürk anıtı yakılıp yıkılmadı mı?
Bunlar da mı meczuptu?
Emin olun, hiçbiri meczup veya deli değil!
Hepsi, büyük bir planın parçası ve her biri sahibinin sesidir.
Bu ONURSUZLARIN hepsi, ne yaptıklarını çok iyi bilen ve kendilerine verilen talimatları harfiyen uygulayan Türk ve Atatürk düşmanlarıdır.
Ve dahi bu ONURSUZLAR, su katılmamış birer haindirler!
Diyarbakır’daki “Dağkapı Meydanı”nın adını, “Şeyh Sait Meydanı” diye değiştirenler bilmiyorlar mıydı, Şeyh Sait denilen İngiliz ajanı hainle, Vatan Kahramanı Atatürk’ün aynı yerde olamayacaklarını?
Elbette biliyorlardı!
Ortada ne cahillik, ne delilik, ne de meczupluk var.
Ortada ONURSUZLUK, hainlik, kanıbozukluk ve genibozukluk var! Ve dahi bu vatan ve millet düşmanlarının Anadoılu’dan Türk’ü ve Türklüğü kazıma çabası var!
Evet, olgu ve olayların gelişimi böyle…
Fakat esas sorgulanması gereken, Ulu Önderimizin anıtlarına saldıran meczuplar veya akıllı deliler değildir.
Esas sorgulanması gereken, onlara bu ortamı oluşturan üst akıl ve böylesine bir cesareti veren zihniyettir.
Çünkü bugün yaşamakta olduğumuz, bu gerici ve yobaz tehlikesine karşı, doğru teşhisi koyup doğru önlemleri alabilmek için, önce zihniyetlerini ve onlara güç verenleri anlayabilmek lazımdır.
Bunun için de, bu işin miladına bakmak lazım.
Türkiye’de ne oldu da anıt ve heykellere saldırılar başladı?
Öyle ya, (ufak tefek olaylar dışında) daha önce böyle bir dert yoktu. En azından kafalarını kaldırmaya cesaretleri yoktu…
İyi de ne oldu?
Yine hafızalarımızı yoklayalım.
“Ucube” desem…
“İnsanlık Anıtı” desem…
“Kars” desem…
Evet, hatırladınız…
7 Kasım 2005 tarihinde, Kars Belediye Meclisi oy birliğiyle, Ermenistan’daki Soykırım Anıtı’na karşı, Sukapı Mahallesi’nde bir “İnsanlık Anıtı” yaptırmaya karar verdi ve yaptırdı.
Fakat bu anıt, bu ülkenin en muktedirinin “ucube” benzetmesine muhatap olduktan sonra 14 Haziran 2011 günü önce kafası koparıldı ve yıkıldı.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi, yıktıran muktediri “ifade ve sanat özgürlüğünün ihlal edildiği” gerekçesi ile mahkûm etti ve tazminat ödenmesine hükmetti.
O tazminat ödendi mi bilinmez, ama o olaydan sonraki dönemde anıt ve heykellere karşı saldırılar bariz bir şekilde artarak devam etti!
Ne yazık ki, dün de Edirne’nin Uzunköprü ilçesindeki “Adalet Anıtı”, yakıldı.
Düşündünüz mü hiç?
Neden Atatürk?
Neden Adalet heykeli, neden İnsanlık anıtı, neden ONUR Anıtı?
Çünkü insanlıktan nasiplerini alamamış olan bu ONURSUZLAR; Atatürk’ten ve onun temsil ettiği insani, evrensel, medeni ve kültürel değerlerden nefret ediyorlar ve bir gün mutlaka yargılanacaklarını bildikleri için de, en çok adaletten korkuyorlar!
Kimdir bu düşmanlar?
Karakteri’ zekâsı ve sezgisi yüksek Türk milleti; elbette günü geldiğinde bu sorunun cevabını verebilecek kabiliyette ve Türk düşmanlarının yüzüne tükürerek haykırabilecek cesarettedir.
Unutmayın ki, O Adalet Heykeli’nin önündeki terazi, bir gün bütün ONURSUZLAR’I tartacaktır.
Uzatmayacağım…
Fakat turpun büyüğü hala heybede.
Atatürk anıtlarını korumak adına millet olarak gösterdiğimiz hassasiyet ve tepki elbette ki çok değerli.
Fakat yıllar içerisinde, Atatürk’ün temsil ettiği değerler ve Cumhuriyet’in kazanımlarını hedef alan saldırılar karşısında gösterdiğimiz tepki, ne yazık ki yetersizdir.
Yoksa bu memlekette, bırakın bir Diyanet İşleri Başkanı’nı, bir Allah’ın kulu dahi Atatürk’e, Allah’ın evinde lanet okumayı aklından dahi geçiremezdi.
Yetersiz ki, bu hallere düştük!
Unutmayın, anıtlar yıkılırsa yeniden yapılır.
Peki ya Cumhuriyetimiz yıkılırsa?
HASİP SARIGÖZ
Bu haber 314 kez okundu.
Hasip Sarıgöz - 11:11 am A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.